Çarşı Davasında İlk Duruşma: Darbe Yapmaya Gücümüz Olsaydı Beşiktaş’ı Şampiyon Yapardık

0
174
Gezi eylemlerine katılarak darbe girişiminde bulundukları iddia edilen Beşiktaş’ın taraftar grubu Çarşı üyesi 35 tutuksuz sanık hakkında “Cebir ve şiddet kullanarak, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ni ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs etmek” suçundan açılan davanın ilk duruşması başladı.
İstanbul Adalet Sarayı’nda bulunan İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde sabah saat 09.50′de başlayan duruşmada 35 tutuksuz sanık hazır bulundu. Duruşmaya CHP’li milletvekilleri İlhan Cihaner, Sezgin Tanrıkulu, Mahmut Tanal, Umut Oran, Kütahya Milletvekili İdris Bal ve çok sayıda Beşiktaş taraftarı duruşmaya izleyici olarak hazır bulundu. Sanıkların savunmak için İstanbul Barosu Başkanı Ümit Kocasakal’ın da aralarında bulunduğu 100 avukat duruşmaya katıldı.
“DAHA GENİŞ BİR SALONDA DURUŞMA YAPILSIN”
Duruşmada başladıktan sonra söz alan tutuksuz sanıkların Avukatı Ömer Kavilli, “Bu salonda bu duruşmanın görülmesi mümkün değil. Alt yapı yetersizidir. Daha geniş bir salonda duruşma yapılsın” dedi. Bu sözler üzerine Mahkeme başkanı, “İşi olmayan dışarı çıksın. Avukat, milletvekili, basın mensupları salonda kalsın” diye konuştu. Hakim, “Sanık sayısı, izleyici sayısı dikkate alınarak oturabiliriz. Ne zaman mahkeme deplasmana gitiyse bir sıkıntı yaşandı. Mümkün mertebe kendi salonumuzda duruşma yapmaya çalıştık” ifadesini kullandı. Avukatlar ise ısrarla duruşma salonun küçük ve yetersiz olduğunu dile getirdi.
“BURADA DEPLASMAN YOK”
CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu, “Burada bir taraftar grubu yargılanıyor. Burada deplasman yok. Sanık avukatları ayakta ve yetersiz salon koşullarında savunma yapamayacaklarını belirtiyorlar” diyerek mahkeme başkanına tepki gösterdi. Bunun üzerine mahkeme heyeti, “Kimlik tespiti ve iddianame okunduktan sonra duruşmayı büyük salona alacağız” dedi. Avukatlar da, “Bu şekilde kimlik tespiti de mümkün değil” yanıtını verdi.
İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi de, avukatların bu talepleri üzerine adliye içindeki büyük salonun hazır edilmesi için Adalet Sarayı İç Yönetimine bilgi verdi. Adliye İç Yönetimi de mahkemeye, büyük salonun hazırlanacağını bildirdi. Bunun üzerine mahkeme heyeti davanın büyük salonda görülmesini kararlaştırdı. Çarşı Davası iddianamesi ve yargılamasının bundan sonra büyük salonda yapılmasına karar veren mahkeme heyeti duruşmaya 15 dakika ara verdi.
BERKİN ELVAN’IN ANNE VE BABASI DA ADLİYEDE
Duruşma, salon yetersizliğinden ötürü yaklaşık yarım saatlik aranın ardından büyük salonda görülmeye devam edildi.
Öte yandan Gezi olayları sırasında başına isabet eden gaz fişeği kapsülü sonrası komaya giren ve 269 gün sonra da hayatını kaybeden Berkin Elvan’ın babası Sami Elvan ve annesi Gülsüm Elvan da sanıklara destek vermek için İstanbul Adalet Sarayı’na geldi. Ancak Sami Elvan ve Gülsüm Elvan duruşma salonunun dolu olması nedeniyle duruşma salonuna giremedi. Öte yandan CHP Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün de duruşmaya izleyici olarak katıldı.
MAHKEME BAŞKANI: SUÇ DUYURUSUNDA BULUNACAĞIM
Büyük salonda duruşma başlamadan önce duruşma salonuna ve duruşma salonunun bulunduğu koridora girişlerde kalabalık nedeniyle izleyiciler ve özel güvenlik arasında arbede yaşandı. Duruşmanın başlamasıyla beraber mahkeme başkanı Metin Tamirci, “Bir önceki duruşma salonunda çekim yapanlar oldu. Suç duyurusunda bulunacağım, peşin peşin söyleyeyim. Salondaki kamera kayıtlarını açtırmıştım” dedi. İlk duruşma salonunda sanıklar, mahkeme heyetinin müzakerede olduğu sırada ‘selfie’ yapmışlardı.
“BEN NE İSTERSEM ONU YAZDIRIRIM”
Sanıklardan Yusuf Demirci’nin avukatı Ömer Kavili, duruşmanın sesli ve görüntülü bir şekilde kayıt altına alınmasını talep etti. Bunun üzerine sanıklardan Cem Yakışkan’ın avukatı Mehmet Derviş Yıldız ise, “Bizim böyle bir talebimiz yok” dedi. Mahkeme heyeti sesli ve görüntülü sistem ile duruşmanın kayıt altına alınması talebini oy birliği ile reddetti. Mahkeme Başkanı Metin Tamirci de, “Biz o şekilde hazırlanmadık. Ben ne istersem onu yazdırırım” şeklinde konuştu.
“TAPELER DOSYADAN ÇIKARILSIN”
Bir kısım sanığın avukatı Ali Rıza Dizdar, dosyadaki tapelerin ayrı bir soruşturmadan çıkarılarak bu dosyaya eklendiğini belirterek, “Bu dosyadaki suç tarihi 16 Haziran 2013. Bu tarihi kapsamayan tapeler söz konusu iddianameye dayandırılmıştır. İddianamedeki tapeler delil niteliği taşımadığından dosyadan çıkarılmasını talep ederim” dedi.
Sanıklardan Cem Yakışkan’ın avukatlarından Ersan Şen ise, dosyaya delil niteliğinde konulan iletişim tespit tutanaklarının başka bir soruşturmadan bu davaya delil olarak gösterildiğini belirtti. Şen , “Soruşturma savcısı Adem Meral ‘Ben bu dosyada örgüt göremiyorum’ dedi. 2 ay sonra örgüt buldu. Tapeleri kendi lağvetmiş” dedi.
Sanık avukatlarının taleplerini reddeden mahkeme, duruşmaya 14.30′a kadar ara verdi. Bu sırada sanıklardan Yusuf Demirci’nin avukatı Ömer Kavili taleplerinin tutanağa geçmediğini belirtti. Mahkeme başkanı ise, “Valla avukat bey geçemeyeceğim tutanağa, milletin şekeri düştü. Siz de gidin karnınızı doyurun” diye konuştu.
“OLAY TARİHİNDE TWİTTER ADRESİM YOKTU”
Verilen aranın ardından duruşmaya sanıkların savunması alınarak devam edildi. Mahkeme başkanı ilk olarak, Çarşı grubu liderlerinden tutuksuz sanık Cem Yakışkan’ı kürsüye çağırdı ve hakkındaki suçlamaları okudu.
‘Örgüt Yönetme Yönetici Olma, kitleleri eyleme katılma hususunda teşvik ettiği, meselenin ağaç meselesi olmadığını söylediği ve Twitter üzerinden kitleleri harekete geçirdiği’ iddia edilen sanık Yakışkan, olay tarihinde Twitter adresinin olmadığını, kimseyi de yönlendirmediğini belirtti.
“ÇARŞI HER TÜRLÜ HUKUKA AYKIRILIĞA, DARBEYE DE KARŞIDIR”
Gezi Parkı eylemlerine katıldığını anlatan Cem Yakışkan, “Ben de gösterilere katıldım. Birkaç ağaç meselesi sözü bana ait değildir. Dava dosyasında bulunan tapelerde ‘Çarşı Grubu’nun başında olduğuma ilişkin’ konuşmaları kabul etmiyorum. Çarşı Grubu ülke ve dünyaya adını duyurmuş birlikteliktir. Çarşı Grubu tekerlekli sandalyeye ihtiyacı olan insanlara yardıma hazırdır. Çarşı her türlü hukuka aykırılığa, darbeye de karşıdır. Ona gönül verenler suçlu gösterilemez. Çarşı korunması gereken bir değerdir. Suçlamaları reddediyorum. Suç işlemedim. Çarşı sevgiye, saygıya dayanan bir gruptur, insanların sevgisini kazanmıştır” dedi.
Yakışkan savunmasını tamamlamasının ardından, duruşma salonunda alkışlandı.
“DARBE YAPACAK GÜCÜMÜZ OLSAYDI….”
Mahkeme başkanının, “Darbeyle suçlanıyorsunuz…” demesi üzerine Yakışkan, “Darbe yapacak gücümüz olsaydı Beşiktaş’ı şampiyon yapardık” şeklinde cevap verdi.
Yakışkan’ın bu sözü ise salonda gülüşmelere neden oldu. “Darbe yapmaya yardımcı olmak suçlaması” da hatırlatılan Cem Yakışkan, “Darbeyle siyasetle işimiz yoktur. 80 darbesini gördüm ben. Yardımcı da olmadık” dedi.
Mahkeme başkanı, Cem Yakışkan’a hükmün açıklanmasının geri bırakılması hususunu kabul edip etmediğini sorarken ilginç benzetmeyle bunu açıkladı. Mahkeme başkanı, “Sarı kart görüyorsunuz. 2′nci sarıyı görürseniz oyundan çıkarılıyorsunuz” dedi. Cem Yakışkan ise yanıt olarak ilk sarıyı da kabul etmediğini söyledi. Duruşma sanık ifadelerinin alınmasıyla devam ediyor.
NUMAN BÜLENT ERGENÇ: 1 HAZİRAN’DA TEKİRDAĞ’DAYDIM; ÇALIŞIN DEDİM, ÇATIŞIN DEMEDİM
Dolmabahçe’deki Başbakanlık Çalışma Ofisi’ni ele geçirmek amacıyla kitleleri yönlendirdiği ve diğer iddialara ilişkin savunma yapan Çarşı’nın tribün liderlerinden Numan Bülent Ergenç, “Suçlamaları reddediyorum. Başbakanlık ofisine yürüyüş 1 Haziran tarihinde olmuştur. Ben o tarihte Tekirdağ’daydım. Örgüt kurma ile ilgim yok. Silahımı hiçbir yerde kullanmadım. Hırsızlık olayları olduğu için silahımı yazlıkta bulunduruyordum. Çarşı Grubu’na ‘Orada kalmaya çalışın’ dedim. ‘Çatışın’ demedim. Hiçbir şiddet olayına katılmadım. Demokratik hakkımı kullanarak gösterilere katıldım” diye konuştu.
“Gezi olaylarında insanlar demokratik tepkilerini göstermiştir” diyen Ergenç, “Çarşı yasadışı bir örgüt değildir. Herhangi bir lideri veya yöneticisi yoktur. Gelenekleri vardır” dedi.
Ergenç, “örgüt yöneticiliği” suçlamasına ise, “35 kişilik davada sadece sanık Cem Yakışkan’ı tanıyorum, diğer sanıkların hiçbirini tanımam. Suçlamaları kabul etmiyorum” yanıtını verdi.
ARDA MUTLU DOĞAN: KİMSEDEN EMİR ALIP, KİMSEYE EMİR VERMEDİM
Tutuksuz sanık Arda Mutlu Doğan da suçlamaları redderek, “Yasadışı gruba üye değilim. Kimseden emir alıp, kimseye emir vermedim. Bunun delili de yokken, üyelikle suçlanmaktayım” dedi.
“Gezi Parkı olayları olarak bilinen olaylara karışmadım” diyen Doğan, “Eyleme katılmadım. Hayatımda hiç Gezi Parkı’na da girmedim. Olayların bittiğini ve parkın açıldığını televizyondan duydum. Türk bayraklı insanların gittiğini görünce merak ettim ve Taksim Meydanı’na gidip yarım saat kaldım. Yasadışı hiçbir şeye karışmadım. Hiçbir kamu malına zarar vermedim. Polislere temas etmedim. Ortamın bana uygun olmadığını görünce, yarım saat sonra geri döndüm” diye konuştu.
“SİNEMACIYIM, KURU SIKI TABANCAYI HATIRA OLARAK ALDIM”
Bir film çekimi sonrasında, filmde kullanılan kuru-sıkı tabancayı hatıra olarak aldığını belirten Arda Mutlu Doğan, “Filmlerden sonra setten bazı eşyaları hatıra olarak almak bir adettir. Suç olduğunu bilmiyordum. Hiçbir şekilde üzerime alıp, taşıyıp kullanmadım. Ben hiçbir şekilde kamu malına, vatanına-milletine zarar verecek bir insan değilim. Yaşanılan bu süreçte ruh sağlığım bozuldu. Neden bu davanın içerisinde olduğumu bilmiyorum” dedi.
SEZGİN GÜLNAR: SANIKLARLA ÖRGÜTSEL İLİŞKİM YOKTUR
Sanıklardan Sezgin Gülnar da, “Sanıklarla örgütsel ilişkim yoktur. Gezi Parkı eylemlerine katılmadım. Hakkımda dava açılınca şaşırdım” dedi.
Mahkeme Başkanı Gülnar’a “Çarşı Grubu üyesi misin?” diye sordu. Gülnar ise “Bazı Çarşı Grubu üyelerini tanırım. Ben sadece Beşiktaş taraftarıyım. Kimseden talimat almadım, talimat vermedim” diye cevap verdi.
KAAN KABAŞ: ÇARŞI GRUBU’NUN ÜYESİ OLDUĞUM SÖYLENEMEZ
Sanık Kaan Kabaş, “Suçlamalar gerçekçi olmadığından, atılı suçu kabul etmiyorum. Espri niteliğindeki konuşmalar suç olarak karşıma çıkarıldı. Neden buradayım, anlamıyorum. Çarşıda esnafım. Beşiktaş taraftarıyım. Yargılanan insanlardan belki 2 kişiyle görüşmüşümdür. Bu nedenle örgütsel bağdan söz edilemez” dedi.
KORAY YALNIZ: ÇARŞI GRUBU’NUN TERÖR ÖRGÜTÜ OLARAK YARGILANMASI BİR HATADIR
Koray Yalnız adlı sanık da, “Taksim’e hiç çıkmadım. Bir gün Beşiktaş’ta bir arkadaşıma misafirliğe gidiyorum, aracım bozulunca olayların içinde kaldık. Beşiktaş taraftarıyım, kendimi Çarşı Grubu ferdi olarak görmüyorum” dedi.
Mahkeme Başkanı’nın, “Çarşı Grubu emir talimatla mı çalışır?” diye sorması üzerine Koray Yalnız, “Çarşı Grubu dünyaya mal olmuş bir gruptur. Terör örgütü olarak yargılanması bir hatadır” diye cevap verdi.
Mahkeme Başkanı’nın, TOMA veya dozer ele geçirme iddiasını sorması üzerine sanık Yalnız, “Olay zamanı ehliyetim bile yoktu. Dozer ya da TOMA kullanma imkanım yoktur” dedi. Mahkeme Başkanı ise, “Sen kullanmamışsındır ama, kullanan arkadaşın oldu mu veya yanına bindin mi?” diye sorması üzerine, Koray Yalnız binmediğini söyledi.
SARP DAĞ: SANIKLARDAN HİÇBİRİNİ TANIMIYORUM
Sanık Sarp Dağ da, suçlamaları reddederek, “Başbakanlık ofisine yapıldığı iddia edilen yürüyüş sırasında Bağdat Caddesi’ndeydim. 1 veya 2 kez Beşiktaş maçına gitmişimdir. Çarşı Grubu’yla ilişkim yoktur. Sanıklardan hiçbirini tanımıyorum” diye konuştu.
BARIŞ KARACA: BEŞİKTAŞLI DEĞİL FENERBAHÇELİYİM
Sanık Barış Karaca’nın ise “Beşiktaşlı değil, Fenerbahçeliyim” demesi üzerine salondan alkış yükseldi. Mahkeme Başkanı alkışlayanları “Böyle yapmayın” diyerek uyardı.
Karaca, “Çarşı Grubu’yla ilgim yoktur. Kanunların bana izin verdiği ölçüde, bir gün Akaretler’deki gösterilere katıldım. Darbeye teşebbüs ve diğer suçlamaları kabul etmiyorum” diyerek savunmasını bitirdi.
Mahkeme heyeti duruşmaya 30 dakika ara verdi.
MAHKEME BAŞKANI: ALKIŞI TRİBÜN GİBİ YAPMAYIN
Sanıkların savunmalarının ardından izleyicilerin alkışlamasına, “Alkışı tribün gibi yapmayın” diye tepki gösteren mahkeme başkanı, sanıkların ifadesini almaya devam ediyor. Sanıklardan Erdener Karataş, Beşiktaş Kongre üyesi olduğunu belirterek, “Örgüt üyesi değilim. Gezi protestoları sırasında Ankara’daydım. Sınav nedeniyle İstanbul’a geldiğimde olaylara denk geldim” dedi.
Gezi olaylarını Ankara’nın Kızılay semtine taşımakla suçlandığı hatırlatılan Karataş’a mahkeme başkanı, “Tam da böyle Ankara’ya gidip geliyorum dedin” diye seslendi. Sanık Karataş ise, “Doğma büyüme Ankaralıyım. İşim nedeniyle Ankara’ya gidip geliyorum. Gezi olayları yüzünden işimi kaybettim” diye konuştu.
VOLKAN EROLOĞLU: DÖNER BIÇAĞI KULLANDIĞIMI İSPATLASINLAR BURADAN AŞAĞI ATARIM KENDİMİ
Sanık Volkan Eroloğlu, “Darbeyle suçlanmak benim için utanç verici. Nazmi Furuncu bana Cem Yakışkan’ın 25.000 lira aldığını söylemişti. Eylemde döner bıçağını kullandığımı da ispatlasınlar, buradan aşağıya atarım kendimi. Evde ele geçen döner bıçağı babamın eve getirdiği bıçaklardan biridir. Çarşı ile ilgim yok, darbeyle hiçbir alakam yok” dedi.
AYHAN GÜNER: ÇARŞI BİZİZ, BURADAYIZ, AMA DARBECİ DEĞİLİZ
Burak Bulut adlı sanık da Borsa’da çalıştığını söyleyerek, “Olay günü telefonum çaldı. Telefonu ‘Direniyoruz abi’ diyerek açtım. Trafikteydim, buradan sadece seyir halinde direnme suçu çıkabilir. ‘Diren İMKB’ de demiş ve sosyal medyada yazmıştım. Olaylardan dolayı yaşanan düşüş nedeniyle yazmıştım bunu. İlk gece Beşiktaş’ta iş yemeğindeydim. Olayla ilgim yoktur. Beşiktaş’tan Taksim’e giden herkes Başbakanlığa yürümekle suçlanabilir” diye konuştu.
Sanıklardan Ayhan Güner de, “Çarşı biziz, buradayız, ama biz darbeci değiliz. Çarşıya darbe yapılıyor. Bu ilkeyi en iyi tanıtan Çarşı grubudur” şeklinde konuştu.
ERDEM IŞIK: LİVERPOOL İLE MAÇIMIZ VAR, YURT DIŞI ÇIKIŞ YASAĞIMIN KALDIRILMASINI İSTİYORUM
Sanık Erdem Işık ise telefon tapelerine ilişkin savunmasında, “Seda kız arkadaşımdır. Telefonda, ‘Artık benim bir davam var. Ya burada öleceğim ya da hayatta kalıp direneceğim’ sözlerini evdeyken ona hava atmak için söyledim. Evde ele geçirilen pet şişedeki sudur, patlayıcı değil. Bir ricam var; Ben Beşiktaşlıyım, Liverpool ile maçımız var, bu nedenle yurtdışı yasağımın kaldırılmasını istiyorum” dedi.
EMRE IŞIK: “ANAYASAL VE DEMOKRATİK HAKLARIMI KULLANARAK GÖSTERİLERE KATILDIM”
Sanıklardan Emre Işık, Beşiktaşlı olduğunu ancak Çarşı grubunun üyesi olmadığını belirterek, “Ben Maltepe Beşiktaşlılar Grubu’nu kurdum. Anayasal ve demokratik haklarımı kullanarak gösterilere katıldım. Hiçbir polise taş atmadım, taşkınlık yapmadım. Darbe ve örgüt suçlarını kabul etmiyorum” diye konuştu.
MURAT EROĞLU: BU DAVA BOŞANMAMA NEDEN OLDU
Sanık Engin Sarar da hiçbir eyleme katılmadığını ifade ederek, “Gezi Otel’in resepsiyonistiyim, yani işyerim orasıdır. Orada aslında mağdur oldum. Bütün gün gaz altında kaldım. Suçlamaları kabul etmiyorum. İyi bir insan ve iyi bir Beşiktaşlıyım” dedi.
Bir diğer sanık Murat Eroğlu ise,”Bu dava boşanmama neden oldu. Terör örgütü üyeliğiyle suçlandığım için eşim korkup gitti” dedi.
EROL ÖZDİL: PANKARTLARIM DÜNYACA ÜNLÜDÜR
Sanık Erol Özdil, “Herhangi bir yürüyüşe katılmadım. Polisle karşı karşıya gelmedim. Çarşı’yı kuran 2-3 kişiden biriyim. Pankartlarım dünyaca ünlüdür. Stadın içinde pankart odam var. Pankartları yaparken maske kullanırım. Evde ele geçirilen maskeler onlardır. Yıldırım Demirören ve Fikret Orman buna şahitlik yapabilir. Gezi Parkı’ndaki hiçbir pankartı ve duvarlardaki Çarşı imzalı yazıları ben yazmadım” diye konuştu.
İBRAHİM AYDIN: İSNAT EDİLEN SUÇ ZAMANI EŞİMLE BALAYINDAYDIM
Sanıklardan İbrahim Aydın da, “Çarşı taraftarı bir ruhtur, ağaçtır. Beşiktaş dalıdır. Beşiktaş örgütse, biz de bu örgüte üyeyiz. İsnat edilen suç zamanı eşimle balayındaydım. Şairin de dediği gibi, ‘Aşk örgütlenmektir’” dedi.
Sanıkların savunmalarının ardından, duruşma, avukatların savunma yapmaları ve taleplerinin alınması ile devam etti.
“GEZİ’DE SİMİT SATAN DA MI TERÖR ÖRGÜTÜ ÜYESİ?”
Avukat Yıldız İmrek, “Cem Yakışkan pizza sattığı için suçlanıyor. Gezi’de simit satan da mı terör örgütü üyesi? Dozerle Başbakanlık ofisi mi ele geçirilir? Darbeye teşebbüs suçlaması akıldışı” dedi.
Avukat Ali Rıza Dizdar ise “2 idama şahit oldum, sayısız siyasi davaya girdim, böylesi saçma dava görmedim. Siz yargıçlar erdemlikle sınanacaksınız. Derhal bugün beraat kararı verin” görüşünü aktardı.
“BU İNSANLARIN DARBECİ OLMADIĞINI ANLAMAK İÇİN BURAYA GELMELERİNE GEREK YOKTU”
Avukat Efkan Bolaç, “Bu insanların darbeci olmadığını anlamak için, huzurunuza gelmelerine gerek yoktu. Dünyada ilk kez bir taraftar grubu darbe yapmaya teşebbüs etmekle suçlanıyor” dedi.
Avukatların görüşlerinin alınmasının ardından talepler dinlendi. Erol Özdil’in avukatı, “Yıldırım Demirören ve Fikret Orman’ın tanık olarak dinlenmesini istiyoruz” dedi.
Savcı, sanıkların yurtdışına çıkış yasaklarının kaldırılmasını istedi.
Savcı, iddianameye “kuru sıkı tabanca” olarak delil gösterilen oyuncak silahın iadesi talebinin reddini istedi. Savcı, sanıkların duruşmalardan vareste tutulması talebinin reddini istedi.
ARA KARAR AÇIKLANDI: TUTUKLAMA YOK, DAVA NİSAN AYINA ERTELENDİ
Çarşı davasının ilk duruşmasında ara karar saat 00.15′te açıklandı.
Ara karara göre dava 2 Nisan 2015 saat 10.00′a ertelendi. Tüm sanıkların tutuksuz yargılanmasına devam edilirken 8 sanık hariç yurtdışı çıkış yasakları kaldırıldı, adli kontrolün devamına karar verildi.
Yıldırım Demirören ve Fikret Orman’ın tanık olarak dinlenmesi talebi reddedildi.
ŞÜPHELİLERİN AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET HAPSİ İSTENİYOR
İstanbul Cumhuriyet Savcısı Adem Meral tarafından hazırlanan 38 sayfalık iddianamede, 35 şüpheli dışında, 9 polis de “şikayetçi” sıfatıyla yer alıyor. 35 şüpheli hakkında, “Cebir ve şiddet kullanarak, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ni ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs etmek” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası isteniyor. Ayrıca, yine şüpheliler hakkında ayrı ayrı, “Örgüt kurmak ve yönetmek, örgüte üye olmak, görevi yaptırmamak için direnme, kamu malına zarar verme, Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefet” gibi çeşitli suçlardan 2 yıldan 50 yıla kadar değişen hapis cezaları talep ediliyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here