Dönüşüm ile Kentlerin Değişen Yüzü

0
162

Son dönemde belediyecilik projeleri içerisinde en dikkat çekenleri ve ses getirenleri kuşkusuz kentsel dönüşüm projeleridir. Ülkemizde kentsel dönüşüm projeleri, 1999 yılındaki Marmara depreminden sonra yoğun bir şekilde gündeme gelmiştir.   Projelerin ilk uygulamaları 2003’de başladı ve daha büyük çaplı gecekondu dönüşüm projeleri de yürürlüğe konmuştur.  AB, Dünya Bankası ve uluslararası kredi kuruluşları ile bankacılık sistemi, bu projelerin finansmanına yönelik girişimlerde bulunmakta ve   depreme dayanıklı ve sosyal donanımlı konutlar, gecekondu sahiplerine düşük bedelle, uzun vadeli ödeme planıyla satılmaktadır.

Peki bu projeler hangi yasal temele dayanmaktadır?  Kentsel Dönüşüm kavramının yasal alt yapısının hazırlanmasına yönelik ilk adım, 5 bin 393 sayılı Belediye Kanununun “Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Alanı” başlıklı 73. Maddesidir.

Madde ile; belediyelere, kentin gelişimine uygun olarak eskiyen kent kısımlarını yeniden inşa ve restore etmek; konut alanları, sanayi ve ticaret alanları, teknoloji parkları ve sosyal donatılar oluşturmak, deprem riskine karşı tedbirler almak veya kentin tarihi ve kültürel dokusunu korumak amacıyla kentsel dönüşüm ve gelişim projeleri hazırlama yetkisi verilmiştir. Düzenlemeye göre; Bir yerin kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanı olarak ilan edilebilmesi için; o yerin belediye veya mücavir alan sınırları içerisinde bulunması ve en az 50 bin metrekare olması şarttır ve Kentsel dönüşüm ve gelişim projelerine konu olacak alanlar, meclis üye tam sayısının salt çoğunluğunun kararı ile ilan edilir

5 bin 366 sayılı “Yıpranan Kent Dokularının Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkında Kanun da benzer konuları daha özel bir şekilde düzenlemektedir. Bu kanun ile büyükşehir belediyeleri, büyükşehir belediyeleri sınırları içindeki ilçe ve ilk kademe belediyeleri, il, ilçe belediyeleri ve nüfusu 50 binin  üzerindeki belediyelerce ve bu belediyelerin yetki alanı dışında il özel idarelerince, yıpranan ve özelliğini kaybetmeye yüz tutmuş; kültür ve tabiat varlıklarını koruma kurullarınca sit alanı olarak tescil ve ilan edilen bölgeler ile bu bölgelere ait koruma alanlarının, bölgenin gelişimine uygun olarak yeniden inşa ve restore edilerek, bu bölgelerde konut, ticaret, kültür, turizm ve sosyal donatı alanları oluşturulması, tabiî afet risklerine karşı tedbirler alınması, tarihi ve kültürel taşınmaz varlıkların yenilenerek korunması ve yaşatılarak kullanılmasını amaçlanmıştır.

Bu Kanuna göre, yenileme alanları, il özel idarelerinde il genel meclisi, belediyelerde belediye meclisi üye tam sayısının salt çoğunluğunun kararı ile belirlenir. İl özel idaresinde il genel meclisince, büyükşehirler dışındaki belediyelerde belediye meclisince alınan kararlar Bakanlar Kuruluna sunulur. Büyükşehirlerde ise, ilçe ve ilk kademe belediye meclislerince alınan bu kararlar, büyükşehir belediye meclisince onaylanması halinde Bakanlar Kuruluna sunulur. Bakanlar Kurulu projenin uygulanıp uygulanmamasına üç ay içinde karar verir.

Bakanlar Kurulunca kabul edilen alanlardaki uygulama Yenileme alanları olarak belirlenen bölgelerde il özel idaresi ve belediye tarafından hazırlanan veya hazırlatılan yenileme projeleri ve uygulamaları ilgili il özel idareleri ve belediyeler eliyle yapılır veya kamu kurum ve kuruluşları veya gerçek ve özel hukuk tüzel kişilerine yaptırılarak uygulanır. Bu alanlarda Toplu Konut İdaresi ile ortak uygulama yapılabileceği gibi, Toplu Konut İdaresine de uygulama yaptırılabilir.

Belirlenen alan sınırları içindeki tüm taşınmazlar, belediyece ve il özel idaresince hazırlanacak yenileme projelerinin kültür ve tabiat varlıklarını koruma kurulunca karara bağlanmasını müteakip bu Kanuna göre yapılacak yenileme projesi hükümlerine tâbi olurlar. Buna göre kamulaştırma ve uygulama yapılır.

Yukarıda sayılanlar dışında, Büyükşehir Belediyesi Kanununun, Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun ve mevzuatımızın içinde diğer çeşitli hükümlerde Kentsel Dönüşüm Projelerini ilgilendirebilecek maddeler de mevcuttur.

Yerel yönetimler, bu düzenlemelere dayanarak, şehrin çarpık kentleşmesinin önüne geçip; ruhsatsız, imarsız, deprem tertibatsız, halk sağlığı için tehlike, kentsel görünüm açısından bir yara oluşturan  gecekonduların yerine, sadece deprem değil, diğer doğal afetlere de önlemi alınmış, sosyal altyapısı ve donanımı mevcut, fenni ve sıhhi standartlara haiz bir şekilde mevcut  konutların inşası için çalışabilirler.

Ancak Kentsel dönüşümün, sadece konutları yenilemek, yıkıp yenisini yapmak olmadığı da unutulmamlıdır. Kentsel dönüşüm aynı zamanda, ekonomik kalkınmaya yönelik programlarla, orada yaşayan halkın ortak ihtiyaç ve özelliklerine uygun, onları bütünleştirecek projeler ile düşünülmelidir. Her kentin aynı kentsel dönüşüm sorunlarına sahip olması da beklenemez. Önemli olan, her kentin ihtiyaç, imkan  ve kaynakların tespit edilmesi; bunlara bağlı yerel dönüşüm strateji ve politikalarının geliştirilmesi gereklidir. Kaçak yapılaşma ile ilgili mücadelede; öncelikle önleme iradesinin ortaya konması, kaçak yapılaşmanın durdurulması ve olduğu bölgelerin  rehabiliteye tabi olması, Yerel Yönetimlerin önceliği olmalıdır.

Tüm dünyada kentsel dönüşüm ve yenileme uygulamaları mevcut olup, yıllardır başarı ile gerçekleştiren şehirler vardır. Bu şehirlerden örnek almak suretiyle, zengin bir tarihi ve doğal güzelliği olan ülkemizin birbirinden güzel kentlerini, daha yaşanır ve dünya kenti haline getirebiliriz. Ülkemizin ileri gitmesini ve tarihini korumasını engelleyecek provokasyonlar tarihte hep olmuştur  ve olacaktır. Ancak yapmamız gereken, makul düşünüp ona göre davranmak, yaşam standardımızı yükseltecek projeler ile hizmete devam etmektir.

Av. Yüksel Okyay Evren

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here